21 Ekim 2010 Perşembe

birazdan

birazdan atacaktı kendini
bir virgülün kuyruğundan...
düşerken aşağı bakacaktı
yukarı akacaktı yeryüzü,
gözlerinde kanatlanacaktı ..

çocukluğunun uçurtması
çarpacaktı birden
tutundum sanıp
uçurtmanın kuyruğundaki hayallere dalacaktı,
kendinden düşerken içine bakacaktı,
yüzüne akacaktı içyüzü,
gözlerinden taşacaktı.

soğuyan düşyüzünden kuşlar göçerken ,
anıların bir sokağında karşılaşacaklardı
gölgelerinden kanatlar yapıp
kendine takacak
ilk defa söylenen bir şarkıya
yeniden uçmanın yollarını bulacaktı ...

18 Ekim 2010 Pazartesi

söylenmeyenlerin rengi..

dünya gözlerini açtığında
o sessizce ağaçları boyuyordu
düşen yapraklardan yaptığı renklerle..

düşmeyen yapraklar gibiydi söylenmemiş sözler,
toprak beklerdi
yaprak tutunurdu dala
rüzgarın son nefesinde düşerdi..

sararmış sözlerin suskunluğu
savrulurken toprağın kucağında
dünyayı uyutan çocuğun elleri
tutardı yaprağı bir kelebek gibi
ve ellerinde izi kalırdı
söylenmeyenlerin rengi...

3 Ekim 2010 Pazar

son uçuş notası ..

dalgaları zihinde akıp giden bir nota gibi,
sürüklendi tek bir kelebeğin gölgesi
avuçlarına..
çırpınan kanatları çarpmaktaydı
ellerinin duvarlarına.
aralıktan içeri dolmaktaydı hava
açılan parmaklarından kanatlar sızıyordu dışarı.
gövdesi kamaşıyordu bir ağacın,
yapraklarıyla kapıyordu kendini,
hışırtısı kelebeğin kanatlarına değiyordu.
istridye kabuğu avuçlarında .
bir 'son uçuş' şarkısı çalıyordu .
başını yukarıya kaldırdığında,
verdiği nefesle açtı avuçlarını.
en az dünya kadar yaşlıydı
ona ulaşan ilk nota..

1 Ekim 2010 Cuma

kör, sağır ve yalnız

Derler ki , 'Kör ' , 'Sağır' ve 'Yalnız' üç çobanmış , Kaf dağlarından birinin tepesinde düşünce sürülerini güderlermiş .
'Kör' çobanın kimselerin bilmediği kendi renkleri varmış, bir tek o görürmüş , anlatırmış 'Sağır ' ve 'Yalnız' çobanlara. 'Sağır'ın kendi sesleri varmış yalnızca, 'Kör'ün kendi içine bakan gözlerindeki hayali anladığını sanarmış. 'Yalnız'ı bir tek kör görebilir , 'Sağır' duyabilirmiş , o ise kendi sözlerini büyütüp , kuşa çevirip , salıvermekteymiş ufuklara ..

28 Eylül 2010 Salı

tesadüfen planlı

'konuşurken gittiği yerden kelimeler getiren'di adı,
'bilmediği kendi'nden bugüne sözler fısıldardı.
'durduğu yerin misafiri'ne şeker kutusunda bir 'yol' uzatılırdı
önce gözler bakar, sonra kutunun içinde parmaklar 'bir yol' arardı
aynı pakete gizlenmiş yolların içinden
seçilenin adı 'tesadüfen planlı'ydı.

26 Eylül 2010 Pazar

merdiven

hiçbir yere götürmeyen bir merdivenin
tasarlanmamış sonunda
sırtımı dönmüş
kendime
tırmanıyorum..

23 Eylül 2010 Perşembe

her / hep / hiç

'her' 'hep' 'hiç'
döne döne döne
'her' hale
döne döne döne
'hep'si
döne döne döne
'hiç'e ..
söne söne söne
'iç'e
düşe düşe düşe
'ateş'le
pişe pişe pişe
'hep'e
döne döne döne